TAŞA ATILAN İNANÇ, SUSKUN KALAN VİCDAN
Her yıl milyonlarca insan, hac ibadetinin bir parçası olarak “şeytan taşlama” adı verilen ritüeli yerine getiriyor. Beton bloklara atılan taşlar, inananlar için sembolik olarak şeytanı temsil ediyor. Peki sorulması gereken asıl soru şu: Bu taşlar gerçekten şeytana mı gidiyor, yoksa aklın ve vicdanın duvarlarına mı çarpıyor?
Soruyoruz: Allah, insana akıl ve vicdan verirken, betondan yapılmış yapıtları taşlamayı mı emretti? Hangi kitapta, hangi ayette, hangi sahih metinde “betona taş atın, şeytanı böyle yenirsiniz” yazıyor?
Milyonlarca lira harcanıyor. Tonlarca para, oteller, organizasyonlar, lüks konaklamalar… Sonra bir beton kütle taşlanıyor ve adına “şeytanı taşladık” deniyor.
Peki soruyoruz: Attığınız taş şeytanın tam olarak neresine geldi? Şeytanı kolundan mı, kalbinden mi, vicdanından mı vurdunuz?
Eğer şeytan bu kadar kolay yeniliyorsa; neden Gazze’de çocuklar ölürken susuluyor? Neden Netanyahu’nun bombaları altında can veren bebekler için aynı öfke, aynı kararlılık, aynı “ibadet bilinci” gösterilmiyor?
Allah, size betonları taşlamayı mı emretti, yoksa zalimin karşısında susmamayı mı?
Bugün Gazze yanarken, kadınlar ve çocuklar parçalanırken, bir avuç betonun taşlanması mı Allah’ın önceliğidir?
Bu bir ibadet mi, yoksa ritüelleştirilmiş bir alışkanlık mı?
Asıl şeytan; betonun arkasına saklanmış, vicdanı susturmuş, adaleti görmezden gelen zihniyet değil midir?
Asıl şeytan; betonun arkasına saklanmış, vicdanı susturmuş, adaleti görmezden gelen zihniyet değil midir?
Eğer ibadet, zulme karşı durmak değilse; eğer iman, haksızlığa ses çıkarmak değilse; eğer din, sadece taş atıp susmaksa…
O zaman sormak herkesin hakkıdır: Biz gerçekten şeytanı mı taşlıyoruz, yoksa kendimizi mi kandırıyoruz?
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.