Toplumda ne yazık ki her dönem var olan bir gerçek vardır: Karakteri olmayan insanı, makamla, parayla, iltifatla, koltukla düzeltemezsiniz. Çünkü sorun dışarıda değil, içeridedir.
Atalar boşuna dememiştir: “Yılanı boruya soksan yılan düzelmez ama boruyu yılana soksan dümdüz olur.” Bu söz, bugün yaşadığımız nankörlüğün, yalakalığın ve omurgasızlığın en sade ama en sert tarifidir.
Bazı insanlar vardır;
– Kendilerine uzatılan eli unutur,
– Kendilerine açılan kapıyı inkâr eder,
– Kendilerini var edenleri yok sayar.
İşleri düştüğünde kapı kapı dolaşırlar, sırtları sıvazlanınca en önde yürürler. Ama rüzgâr tersine döndüğünde, ilk kaçan yine onlar olur. Dün methiyeler dizdiklerine bugün iftira atarlar. Dün alkışladıklarına bugün çamur atmayı marifet sayarlar.
Bu bir fikir meselesi değildir. Bu bir duruş meselesidir. Bu, karakter ve vicdan meselesidir.
Ne yazık ki bazı nankör ve yalakçı insanlar; Ne kadar eğitirsen eğit, Ne kadar yükseltirsen yükselt, Ne kadar imkan sunarsan sun, Asla düzelmez.
Çünkü boru yamuksa, içinden geçen her şey de yamuk çıkar. Ve bazen o borunun düzelmesi gerekir ki, içinden geçenler de düzgün aksın.
Bu söz kimine ağır gelir, kimine dokunur. Ama hakikat zaten hep can yakar. Çünkü gerçekler, yalana alışmış kulaklara sert gelir.
Bu ülkenin, bu toplumun artık yalakalığa değil; Dürüstlüğe, vefaya, omurgaya ve adamlığa ihtiyacı var.
Bugün susanlar bilsin ki; Yarın konuştuğunda kimse onları ciddiye almayacak. Çünkü karakter, günü gelince değil; her zaman lazım olandır.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.