Asgari Ücret Tartışması Değil, Halkın Hayatta Kalma Mücadelesi
“Asgari ücret 39.500 TL oldu” demekle bu ülkede hiçbir sorun çözülmüş olmuyor. Çünkü mesele rakam değil, hayatın gerçekleridir. Bugün Türkiye’de milyonlarca insan artık geçinmeyi değil, hayatta kalmayı konuşuyor.
Kiralar durdurulamıyor. Elektrik, su, doğalgaz faturaları her ay daha da kabarıyor. Gıda fiyatları el yakıyor, pazar filesi dolmuyor. Ulaşım, eğitim, sağlık masrafları vatandaşın belini bükmüş durumda.
Peki 39.500 TL bu tabloda ne ifade ediyor?
Bir ailenin sadece kirasını ve faturalarını karşılamaya bile yetmeyen bir rakamdan söz ediyoruz. Geriye kalanla ne olacak? Çocuk okutulacak, mutfak döndürülecek, insan gibi yaşanacak…
Bunların hiçbiri bu ücretle mümkün değil. -Halkla adeta dalga geçiliyor. Maaş açıklanıyor ama fiyatlar aynı hızla artmaya devam ediyor.
Ücret kağıt üzerinde büyüyor, hayatın kendisi daha hızlı pahalanıyor. Olan yine emekçiye, yine dar gelirliye oluyor.
Bir de işin başka bir yüzü var:
Bu ücretleri belirleyenler kendileri alsın bakalım 39.500 TL ile bir ay geçinebiliyorlar mı?
Bedava lojmanlarda oturup, devletin imkânlarıyla yiyip içip, şoförlü araçlarla gezenler; halkın yaşadığı hayatı asla bilmiyor. -Onlar için hayat güzel… Ama halk için hayat her gün biraz daha zor, biraz daha karanlık.
Ve ne yazık ki vatandaşa yine aynı cümle söyleniyor: “Şükredin…”
Şükür edilecek bir düzen değil bu. Bu, emeğin değersizleştirildiği, alın terinin yok sayıldığı bir tablodur.
İnsanlar lüks istemiyor; insanca yaşam istiyor. Kirasını düşünmeden uyumak, çocuğunun beslenmesini hesaplamadan markete girmek istiyor.
Asgari ücret bir lütuf değil, insan onuruna yakışır yaşamın en alt sınırıdır.
Bugün açıklanan rakamlar bu sınırın çok altındadır. Halk artık rakam değil, gerçek çözüm istiyor.
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.